Bir icra takibine dayanak olan bononun sahte olduğu iddiası (imza inkârı) ile bonoda tahrifat yapıldığı iddiası arasında, borçlunun başvurması gereken hukuki yol (şikayet/itiraz) ve ispat yükü açısından ne gibi farklar vardır?
Bu iki iddia arasında hem hukuki yol hem de ispat yükü açısından önemli farklar vardır: 1) **Sahtelik İddiası (İmza İnkârı):** Bu, İİK m. 170'de düzenlenen bir 'itiraz'dır. Borçlu, imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürer. İspat yükü, imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlamak üzere 'alacaklı'dadır. Alacaklı, borçlunun isticvap edilmesi ve imza örnekleri alınarak yapılacak bilirkişi incelemesiyle imzanın borçluya ait olduğunu ispatlamalıdır. Borçlunun başvurusu 'itirazın geçici kaldırılması' talepli bir duruşma ile incelenir. 2) **Tahrifat İddiası:** Bu, İİK m. 170/a'da düzenlenen bir 'şikayet'tir. Borçlu, imzanın kendisine ait olduğunu kabul eder, ancak senet metninde (bedel, vade vb.) sonradan değişiklik yapıldığını iddia eder. Burada ispat yükü, senedi elinde bulunduran ve takibe koyan 'alacaklı'da değil, tahrifat yapıldığını iddia eden 'borçlu'dadır. Borçlu, bilirkişi incelemesi gibi delillerle senette onanmamış bir değişiklik yapıldığını ispatlamalıdır. Başvuru, dosya üzerinden veya duruşmalı olarak incelenebilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-207-senette-cikinti-kazinti-ve-silinti.html ve genel icra hukuku bilgisi)