Yazar, Anayasa'nın 84. maddesinin son fıkrasının 2010 yılında kaldırılmasını 'seçmen iradesine üstünlük tanıma' amacı taşıdığı şeklinde yorumlarken, bu durumun Anayasa'daki diğer milletvekilliğinin düşme sebepleriyle nasıl bir çelişki yarattığını ima etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #115954

Yazar, bu değişikliğin amacının 'seçmen iradesine üstünlük tanıyıp, bir siyasi partinin temelli kapatılmasına sebebiyet veren seçilmiş milletvekilinin dahi milletvekilliği görevinin devam etmesini' sağlamak olduğunu belirtmektedir. Ancak hemen ardından, 'Bu mantıkla, suç işleyen veya Meclis Genel Kurulunun kararına bağlı olsa da istifa eden milletvekilinin vekilliğinin düşmesi de mümkün olmamalıdır.' diyerek bir çelişkiye işaret etmektedir. Yazarın ima ettiği çelişki şudur: Eğer temel mantık, seçmen iradesinin her şeyin üstünde olduğu ve yargı kararıyla milletvekilliğinin düşürülmemesi ise, o zaman Anayasa m. 84'te hala varlığını koruyan diğer düşme sebeplerinin (örneğin, kesin hüküm giyme veya kısıtlanma, istifa, devamsızlık) de bu mantığa aykırı olması gerekir. Anayasa Mahkemesi'nin ağır bir anayasal ihlal tespitiyle verdiği kapatma kararı sonucunda dahi vekillik düşmezken, daha basit bir adli suçtan mahkumiyet veya devamsızlık gibi nedenlerle düşmesi, Anayasa'nın kendi içindeki sistematiği açısından bir tutarsızlık ve çelişki yaratmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/siyasi-partinin-kapanmasina-sebebiyet-veren-milletvekili)