Kavga sırasında bir kişiye, mensup olduğu etnik kökene atıfla küfür edilmesi (örn: 'a... k...'), TCK m. 216/2 kapsamında 'halkın bir kesimini alenen aşağılama' suçunu mu, yoksa TCK m. 125 kapsamında 'hakaret' (sövme) suçunu mu oluşturur? Yargıtay'ın bu konudaki ayrım kriteri nedir?
Bu durum, genellikle 'hakaret' suçunu oluşturur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2020/17273 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu ayrımda temel kriter, ifadenin hedefidir. TCK m. 216/2'nin oluşabilmesi için, eylemin belirsiz sayıda kişiden oluşan ve kanunda sayılan özelliklere sahip bir 'halk kesimini' genel olarak hedef alması gerekir. Kavga sırasında, belirli bir şahsı hedef alarak, o kişinin mensup olduğu grup üzerinden küfür edilmesi durumunda, eylemin asıl amacı o 'şahsın' onur, şeref ve saygınlığına saldırmaktır. Burada aşağılanan, grubun kendisi değil, o gruba mensubiyeti kullanılarak kişinin kendisidir. Dolayısıyla, eylem 'halkın bir kesimini' değil, doğrudan 'katılanın şahsını' hedef aldığı için TCK m. 216/2 değil, TCK m. 125'teki hakaret suçu kapsamında değerlendirilmelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-dini-degerleri-asagilama-sucu.html)