İhtiyari ve mecburi dava arkadaşlığı arasındaki temel fark, usul işlemlerinin yapılması açısından nasıl ortaya çıkar? Mecburi dava arkadaşlarının 'birlikte hareket etme zorunluluğu' (HMK m. 60) ne anlama gelir?
İki dava arkadaşlığı türü arasındaki temel fark, dava arkadaşlarının birbirinden bağımsız hareket edip edememeleridir. **İhtiyari Dava Arkadaşlığında:** Her dava arkadaşı, diğerinden bağımsız olarak hareket eder. Birinin yaptığı usul işlemi (örneğin, davadan feragat etmesi, temyizden vazgeçmesi, delil sunması) diğerlerini etkilemez. Her birinin davası bağımsızdır ve mahkeme her biri için ayrı ayrı karar verebilir. **Mecburi Dava Arkadaşlığında:** HMK m. 60 uyarınca dava arkadaşları 'birlikte hareket etmek zorundadır'. Bu zorunluluk, davanın esasına etki eden işlemler için geçerlidir. Örneğin, davadan feragat, davayı kabul, sulh gibi işlemlerin geçerli olabilmesi için tüm mecburi dava arkadaşlarının bu yönde irade beyanında bulunması gerekir. Birinin tek başına yaptığı feragat veya kabul diğerlerini bağlamaz. Temyiz gibi kanun yollarına da birlikte başvurmaları asıldır. Ancak HMK m. 60, bu kurala bir istisna getirerek yargılamayı hızlandırmak amacıyla, 'duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemlerinin, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade edeceğini' belirtmiştir. Bu, duruşma sırasındaki beyanlar ve talepler gibi işlemleri kapsar. (Kaynak: or.av.tr/mecburi-dava-arkadasligi-hmk-m-59-60/)