Bir siyasi partinin kapatılmasına ilişkin davada, eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğu iddia edilen kişilerin Anayasa Mahkemesi önünde doğrudan savunma haklarının olmaması, bu kişilere siyasi yasak getirilmesinin önünde bir engel teşkil eder mi? Metindeki yazarın bu konudaki yorumunu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #115808

Metindeki yazar, bu durumun bir engel olarak gösterilebileceğini, ancak mevcut durumda bir engel teşkil etmediğini belirtmektedir. Yazar, 'Belki burada; siyasi faaliyet yasağı riski ile karşı karşıya kalan partililerin Anayasa Mahkemesi’nde doğrudan savunma haklarının olmaması, gerçek kişiler yönünden siyasi faaliyet yasağının engeli olarak gösterilse de, şu an Anayasa m.69 gereğince siyasi partinin temelli kapatılmasına sebebiyet veren partililerin beş yıllık siyasi faaliyet yasakları varlığını korumaktadır.' demektedir. Bu ifade, parti kapatma davasının odağının partinin tüzel kişiliği olduğu ve bireylerin doğrudan taraf olmadığı, bu nedenle kendilerine siyasi yasak gibi ağır bir yaptırım uygulanmasının savunma hakkı açısından sorunlu olabileceği argümanına işaret etmektedir. Ancak yazar, mevcut anayasal ve yasal düzenlemenin (Anayasa m.69) bu duruma rağmen siyasi yasağı öngördüğünü ve uygulandığını, dolayısıyla bu durumun fiiliyatta bir engel teşkil etmediğini tespit etmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/siyasi-partinin-kapanmasina-sebebiyet-veren-milletvekili)