Bir avukatın, müvekkilinin savunmasını güçlendirmek amacıyla, benzer bir davada verilmiş ve kişisel veriler içeren bir ilk derece mahkemesi kararını, ilgili kişilerin rızası olmaksızın kendi dava dosyasına sunması, TCK m. 136'daki 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya yayma' suçunu oluşturur mu? Metindeki 'savunma hakkı' ve 'hakkın icrası' argümanlarını tartışınız.
Bu konu tartışmalı olmakla birlikte, metnin yazarı bunun suç oluşturmayacağı görüşündedir. Yazarın argümanı şöyledir: Savunma hakkı, Anayasa ile güvence altına alınmış kutsal ve dokunulmaz bir haktır. Bir avukatın veya sanığın, suçlamalara karşı kendini savunmak amacıyla, hukuka uygun bir şekilde elde ettiği bir delili veya emsal kararı mahkemeye sunması, TCK m. 26'da düzenlenen 'hakkın icrası' kapsamında bir hukuka uygunluk sebebidir. Haklar çatışmasında, özellikle bir suçlamayla karşı karşıya olan kişinin savunma hakkı, diğer kişinin kişisel verilerinin korunması hakkına göre daha üstün tutulmalıdır. Dolayısıyla, 'hukuka uygun olarak elde edilmiş' bir ilk derece mahkemesi kararının, kişisel veri içerse dahi, savunma amacıyla mahkemeye sunulması fiili hukuka uygun hale getirir ve TCK m. 136'daki suçu oluşturmaz. Buradaki kilit nokta, verinin 'hukuka uygun olarak ele geçirilmiş' olmasıdır. Eğer veri hukuka aykırı bir yolla (örn. dosyadan çalınarak) elde edilmişse, savunmada kullanılması bu ilk hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz ve 'verileri ele geçirme' suçu oluşur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/mahkeme-kararlarinin-kullanilmasinda-kisisel-veri-sorunu)