TCK m. 216/1'de düzenlenen 'Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçunun oluşumu için aranan 'kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması' şartı nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay'ın bu kavrama ilişkin benimsediği kriterler nelerdir?
Bu şart, suçun bir 'somut tehlike suçu' olduğunu ve fiilin cezalandırılabilmesi için sadece tahrik edici bir ifadenin kullanılmasının yeterli olmadığını, bu ifadenin toplumda fiili bir kargaşa, şiddet veya çatışma tehlikesi yaratmasının gerektiğini belirtir. Yargıtay, metinde alıntılanan kararlarında (Y8CD-K.2023/3842, Y8CD-K.2020/10890) 'açık ve yakın tehlike' kavramını değerlendirirken şu kriterleri dikkate alır: 1) **Açıklık:** Tehlikenin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirgin olması. 2) **Yakınlık:** Kullanılan ifadelerin somut bir zarar (şiddet, kargaşa) yaratma olasılığına çok yakın olması. 3) **Somut Olgular:** Hâkim, tehlikenin varlığını soyut varsayımlarla değil, somut olgularla (örneğin, ifadeden sonra belirli bir yerde toplanmaların başlaması, şiddet olaylarının yaşanması gibi) kararında gerekçelendirmelidir. 4) **AİHM Kriterleri:** İfadenin içeriği, yapıldığı bağlam, söyleyenin toplumdaki konumu, amacı, hedef aldığı grup ve ifadenin potansiyel etkisi gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilir. Salt soyut bir saygısızlık, reddetme veya ağır eleştiri bu suçu oluşturmaz; etkili bir şiddet çağrısı veya yoğun bir nefret söylemi içermelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-dini-degerleri-asagilama-sucu.html)