TCK m.216/1 (Halkı kin ve düşmanlığa tahrik) suçu ile Anayasa m.26 (Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti) arasındaki denge nasıl kurulmalıdır? Yargıtay bu konuda hangi kriterleri dikkate almaktadır?
Metindeki Yargıtay kararlarına göre bu denge kurulurken, müdahalenin (yani cezalandırmanın) demokratik bir toplumda 'zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan' kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve 'ölçülü/orantılı' olup olmadığı değerlendirilmelidir. Yargıtay, AİHM kriterlerine de atıfla şu unsurları dikkate alır: İfadenin içeriği, yapıldığı bağlam, açıklamayı yapanın toplumdaki konumu ve amacı, hedeflenen grup, ifadenin potansiyel etkisi ve ifadenin şiddet çağrısı veya nefret söylemi içerip içermediği. Sadece rahatsız edici veya şok edici ifadeler değil, kamu düzeni için somut, açık ve yakın bir tehlike yaratan ifadeler cezalandırılabilir. (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/halki-kin-ve-dusmanliga-tahrik-ve-dini-degerleri-asagilama-sucu.html)