Yalan tanıklığın, sanık 'lehine' yapılması ve tanığın sonradan gerçeğe dönerek sanık 'aleyhine' beyanda bulunması durumunda TCK m.274'teki etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir mi? Metinde yer alan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının bu konudaki değerlendirmesini açıklayınız.
Bu konu tartışmalı olmakla birlikte, metinde incelenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/298 E., 2020/499 K. sayılı kararında bu husus derinlemesine ele alınmıştır. Kurul, TCK m.274'ün lafzında geçen 'aleyhine tanıklık yapılan kişi' ifadesine rağmen, maddenin ruhunun ve yalan tanıklık suçuyla korunan hukuki değerin 'maddi gerçeğe ulaşılması' olduğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle, lehe yalan tanıklıkta bulunup sonradan gerçeğe dönen tanığın da maddi gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sağladığı belirtilmektedir. Aksi bir yorumun, yani sadece aleyhe tanıklıkta etkin pişmanlığı uygulamanın, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olacağı ve lehe tanıklıkta bulunup pişman olanı cezalandırırken aleyhe tanıklıkta bulunanı ödüllendirmek gibi çelişkili bir sonuç doğuracağı ifade edilmektedir. Dolayısıyla, Yargıtay'ın eğilimi, maddenin lafzı dar yorumlanmayarak lehe yalan tanıklıktan dönülmesi halinde de etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündedir.