Dolandırıcılık suçunda 'hile' unsurunun 'nitelikli yalan' olarak kabul edilmesi, mağdurun sübjektif durumunun (eğitim seviyesi, tecrübesi vb.) değerlendirmede bir rolü olup olmadığını nasıl etkiler?
Hilenin 'nitelikli yalan' olması ve 'mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırması' gerekliliği, mağdurun sübjektif durumunun değerlendirmede önemli bir rol oynadığını gösterir. Yargıtay kararlarında, eylemin aldatma kabiliyetinin olup olmadığı değerlendirilirken, olayın mağdurunun durumu, tecrübesi, eğitim seviyesi gibi faktörler dikkate alınır. Örneğin, çok tecrübeli bir tüccarı aldatmak için gereken hilenin seviyesi ile hayatında hiç ticari işlem yapmamış birini aldatmak için gereken hilenin seviyesi aynı olmayabilir. Hile, somut olayın ve mağdurun özelliklerine göre değerlendirilir.