CMK m. 193/2'de yer alan 'Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir' hükmünün iptal edilmesinden önce, bu hükmün 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' açısından yarattığı temel sorun neydi?
Metindeki analize göre, bu hükmün yarattığı temel sorun, sanığın 'aklanma hakkı'nı elinden almasıydı. Suçsuzluk/masumiyet karinesi, sadece kişinin suçlu olduğunun ispatlanana kadar masum sayılmasını değil, aynı zamanda beraat ederek tamamen aklanma hakkını da içerir. Sanığın yokluğunda, örneğin 'düşme' veya 'durma' kararı verilmesi, sanığın lekelenmeme hakkını ihlal eder. Çünkü sanık, duruşmada hazır bulunarak hakkındaki delilleri çürütme ve suçsuzluğunu ispat ederek 'beraat' kararı alma imkanından yoksun bırakılmış olur. Düşme veya durma kararları, sanığın suçsuzluğunu kesin olarak tespit etmeyen, usuli nedenlere dayalı kararlardır. Bu nedenle, sanığın yokluğunda beraat dışında bir kararla davanın bitirilmesi, onun suçsuzluk karinesinin bir uzantısı olan aklanma hakkına aykırılık teşkil etmekteydi. (Bkz. AYM, E. 2021/118, K. 2022/98 sayılı iptal kararı ve ilgili makale analizi)