Mirasçının, mirasbırakana karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini 'önemli ölçüde' yerine getirmemesi (TMK m. 510/2) ne anlama gelir ve bu sebebe dayalı ıskatın geçerli olabilmesi için hangi unsurların bir arada bulunması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #113606

Bu sebep, mirasçının anne-baba ve çocuklar arasındaki karşılıklı sevgi, saygı, şefkat, yardım, sadakat ve nafaka gibi aile hukukundan doğan görevlerini büyük bir kusurla ve sürekli olarak ihlal etmesidir. Metindeki Yargıtay kararı (Y3HD-K.2013/16683) ve doktrin görüşlerine göre, bu sebebe dayalı bir ıskatın geçerli olabilmesi için şu unsurlar aranır: 1) Aile Hukukundan Doğan Bir Yükümlülük Olmalı: Kanundan kaynaklanan bir ailevi görev olmalıdır (örn: yardım nafakası, sadakat yükümü). 2) İhlal Önemli Ölçüde Olmalı: İhlalin ciddi, ağır ve aile bağlarını zedeleyecek nitelikte olması gerekir. Anlık ve önemsiz ihmaller yeterli değildir. 3) İhlal Kusurlu Bir Davranışla Gerçekleşmeli: Mirasçı, bu yükümlülüğü kasten veya ağır ihmalle yerine getirmemiş olmalıdır. 4) Mirasbırakanın Kusuru: Eğer mirasbırakan da kendi kusurlu davranışlarıyla bu ihlale sebep olmuşsa (örneğin mirasçıyı provoke etmişse), ıskat geçerli olmayabilir. Mahkeme, olayların bütününü değerlendirerek bir sonuca varır.