CMK m. 193/1 'hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz' kuralını koyarken, AYM'nin iptal ettiği CMK m. 247/3 'kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir' hükmü ile nasıl bir çelişki içindeydi? Kaçaklık müessesesinin bu temel kurala getirdiği istisnanın sınırları neydi?
CMK m. 193/1, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'yüz yüzelik' ve 'doğrudanlık' ilkelerinin bir gereği olarak, kural olarak sanığın yokluğunda yargılama yapılamayacağını ve hüküm kurulamayacağını belirtir. Bu, sanığın savunma hakkının temel bir güvencesidir. AYM'nin iptal ettiği CMK m. 247/3 ise, bu temel kurala önemli bir istisna getiriyordu. 'Kaçak' sanık, yani hakkındaki kovuşturmayı sonuçsuz bırakmak amacıyla saklanan veya ulaşılamayan sanık hakkında, onun yokluğunda kovuşturma (yargılama) yapılmasına izin veriyordu. Bu istisnanın sınırı ise, 'daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkumiyet kararı verilemez' şeklindeydi. Yani, kaçak sanığın yokluğunda yargılama yapılabilir, deliller toplanabilir, tanıklar dinlenebilir ve hatta mahkumiyet dışındaki diğer hükümler (beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, düşme vb.) verilebilirdi. Ancak, eğer sanığın sorgusu hiç yapılmamışsa, aleyhine mahkumiyet kararı verilemiyordu. AYM'nin iptal gerekçesi de tam olarak bu 'mahkumiyet dışındaki' kararların, sanığın masumiyet karinesini ve adil yargılanma hakkını ihlal etmesiydi.