4857 sayılı İş Kanunu m. 5'e göre, işveren, bir ihlalin (ayrımcılığın) varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu işçi ortaya koyduğunda ne ile yükümlü olur? Bu durum, iş hukukundaki ispat yükü kurallarında nasıl bir değişiklik yaratmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #113343

Normalde, iş hukukunda 'iddia eden ispatla yükümlüdür' genel kuralı geçerlidir. Ancak İş Kanunu m. 5'in son fıkrası, eşit davranma ilkesinin ihlali iddiaları için ispat yükünü hafifleten özel bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemeye göre, işçi, işverenin ayrımcılık yaptığına dair 'bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu' (bir emsal, bir uygulama, bir belge vb.) ortaya koyduğunda, ispat yükü yer değiştirir. Bu andan itibaren, 'işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur'. Yani işçi, ayrımcılığı tam olarak ispat etmek zorunda değildir; sadece güçlü bir karine veya olgu sunması yeterlidir. Bu durumda işveren, farklı davranmasının haklı ve objektif bir nedene dayandığını ispat ederek kendini aklamak zorundadır. Bu, işçiyi korumaya yönelik, ispat yükünün yer değiştirdiği istisnai bir durumdur.