Mirasçılıktan çıkarma (ıskat) tasarrufunun iptali davasında, mirasbırakanın 'açık bir yanılma' (TMK m. 512/3) içinde olduğunun ispatlanmasının hukuki sonucu nedir? Bu durumun, ıskat sebebinin ispat edilememesi halinden farkı nedir?
İki durumun hukuki sonucu birbirinden farklıdır ve 'açık yanılma' hali, mirasçı lehine daha kapsamlı bir sonuç doğurur. 1. **Iskat Sebebinin İspat Edilememesi:** Bu durumda, ıskat tasarrufu kısmen geçerliliğini korur. Mirasçı, miras hakkını tamamen kaybetmez ancak sadece kanunen korunan 'saklı payını' alabilir. Dava tenkis davası olarak devam eder ve mirasçı, yasal miras payının tamamını değil, saklı pay oranındaki kısmını alır. 2. **Açık Yanılmanın İspatlanması:** Mirasbırakanın, ıskat tasarrufunu yaparken ıskat sebebine ilişkin olaylar veya kişiler hakkında 'açık bir yanılma' içinde olduğunun ispatlanması halinde ise, ıskat tasarrufu 'tamamen geçersiz' olur. Bu durumda mirasçı, sanki hiç ıskat edilmemiş gibi, 'yasal miras payının tamamına' hak kazanır. Yani, mirasçının hakkı saklı payı ile sınırlandırılmaz, tüm miras hakkını geri kazanır. Bu, iptal davasının en lehe sonuçlandığı haldir.