Mal rejiminin tasfiyesi davalarında, boşanma davası ile mal rejimi davasının birlikte açılması ve boşanma davasının reddedilmesi halinde, mal rejimi davasının akıbeti ne olur? Bu durum, mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkının ne zaman 'doğmuş' sayılacağı ile nasıl ilişkilidir?
Boşanma davasının reddi halinde, birlikte açılan mal rejimi davasının 'görülebilirlik ön koşulunun gerçekleşmediği' gerekçesiyle reddine karar verilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2012/8-268, K. 2012/420 sayılı kararında da belirtildiği gibi, mal rejiminin tasfiyesi, ancak evlilik birliğinin sona ermesiyle mümkün olur. TMK m. 225/2'ye göre, boşanma halinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Ancak tasfiye ve buna bağlı alacak hakkının talep edilebilir hale gelmesi için, açılan boşanma davasının kabulle sonuçlanması ve kararın kesinleşmesi gerekir. Boşanma davası reddedildiğinde evlilik birliği devam ettiğinden, tasfiye koşulu oluşmamış olur. Dolayısıyla, mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkı, boşanma kararı kesinleşmeden 'doğmuş' sayılmaz. Bu nedenle, reddedilen bir boşanma davasıyla birlikte açılmış mal rejimi davası da dinlenemez.