YHGK'nın E. 2017/1673, K. 2018/251 sayılı kararında, davacının ilk davadaki '...ev için ödenen bedelin bir kısmının davalının parası olması ve kalan miktar olan 10.000,00 TL'nin davalıya bağış olarak verilmiş olması nedeniyle bu yöndeki dava ve talebinden feragat ettiği' şeklindeki beyanı, neden 'mahkeme içi ikrar' olarak kabul edilmemiştir?
Hukuk Genel Kurulu, bu beyanı klasik anlamda bir 'mahkeme içi ikrar' olarak nitelendirmemiştir. Kurulun bu sonuca varmasındaki temel gerekçe, beyanın yapıldığı bağlam ve davacının amacıdır. Davacı, bu beyanları, eşiyle barışarak evlilik birliğini devam ettirme amacıyla açtığı boşanma davasından ve buna bağlı taleplerinden vazgeçerken yapmıştır. Bu durum, genel hayat tecrübelerine uygun bir davranış olarak görülmüştür. Yani, bu sözler, maddi bir gerçeğin mahkeme önünde kabulünden ziyade, evlilik birliğini kurtarmak ve davayı sonlandırmak için feragat beyanına gerekçe olarak sunulan açıklamalardır. Dolayısıyla, davacının iradesi, bir hakkın varlığını veya yokluğunu kesin olarak kabul etmek değil, o anki koşullar altında davayı sona erdirmektir. Bu nedenle, beyanlar mahkeme içi ikrarın kesin delil niteliğini taşımaz ve daha sonra açılan davada davacıyı bağlamaz.