Bir boşanma davası ile birlikte açılan mal rejimine ilişkin talepten feragat edilmesi, daha sonra açılacak müstakil bir mal rejimi davasını etkiler mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1673, K. 2018/251 sayılı kararında benimsediği 'doğmamış haktan feragat edilemeyeceği' ilkesini bu bağlamda açıklayınız.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararına göre, ilk boşanma davası ile birlikte yapılan mal rejimine ilişkin talepten feragat, daha sonra açılacak mal rejimi davasını etkilemez. Bunun temel nedeni, 'doğmamış haktan feragat edilemeyeceği' yönündeki evrensel hukuk ilkesidir. Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı (katılma alacağı, değer artış payı vb.), ancak boşanma davasının kabulle sonuçlanıp kararın kesinleşmesiyle 'doğar' ve talep edilebilir hale gelir. İlk davada, boşanma kararı kesinleşmediği, hatta dava feragatle reddedildiği için, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak hakkı henüz doğmamıştır. Dolayısıyla, davacının bu aşamadaki feragati, henüz hukuken vücut bulmamış bir haktan feragat anlamına gelir ki bu hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Bu nedenle, boşanma kararı kesinleştikten sonra açılan yeni mal rejimi davasında, önceki davadaki feragat beyanı kesin hüküm veya bağlayıcı bir ikrar teşkil etmez ve davanın esasının incelenmesi gerekir.