6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca kaydı silinen bir şirket ile aynı kanunun 547. maddesi uyarınca 'ek tasfiye' için yeniden tescil edilen bir şirket arasındaki temel fark nedir? AYM'nin TTK geçici 7. maddedeki süreye ilişkin iptal kararı, TTK m. 547'deki ek tasfiye kurumuyla bir paralellik oluşturmuş mudur?
Temel fark, sicilden silinme usulü ve buna bağlı olarak yeniden tescil talebinin tabi olduğu şartlardadır. TTK m. 547'deki 'ek tasfiye', olağan tasfiye süreci tamamlanıp şirket sicilden silindikten sonra, unutulmuş veya ortaya yeni çıkan mal varlığının dağıtılması gibi ek işlemler gerektiğinde başvurulan bir yoldur ve bu talep herhangi bir süreye bağlanmamıştır. TTK'nın geçici 7. maddesi ise, uzun süredir faaliyetsiz olan veya kanuni zorunlulukları yerine getirmeyen şirketlerin sicilden 'kolaylaştırılmış bir usulle' veya 'tasfiyesiz olarak resen' silinmesini öngören istisnai bir düzenlemedir. İşte bu istisnai silinme sonrasında ihya talebi, AYM'nin iptal ettiği 5 yıllık süreye tabiydi. AYM'nin bu süre sınırını kaldırması, geçici 7. madde uyarınca silinen şirketlerin ihyası talebini de, tıpkı 547. maddedeki ek tasfiye gibi, hak düşürücü bir süreye tabi olmaktan çıkarmıştır. Bu anlamda, alacaklıların haklarını koruma bakımından iki durum arasında bir paralellik kurulmasına ve hak arama özgürlüğünün genişletilmesine yol açmıştır.