Bir bakanlıkta müsteşar yardımcısı olarak görev yapan davacının, geçmişte kazandığı bir mahkeme kararına dayanılarak başka bir ülkeye eğitim müşaviri olarak atanmasına ilişkin 'Bakan onayı' işlemi, idari davaya konu edilebilir mi? Danıştay 2. Dairesi'nin E: 2009/1982 sayılı kararındaki 'kesin ve yürütülmesi gereken işlem' kriteri açısından durumu analiz ediniz.
Danıştay 2. Dairesi'nin E: 2009/1982 sayılı kararına göre, bu 'Bakan onayı' tek başına idari davaya konu edilemez. Gerekçe, bu işlemin 'kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem' olmamasıdır. Yurt dışı daimi görevlere atamalar, 2451 sayılı Kanun uyarınca ilgili bakan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan'ın imzaladığı bir 'müşterek kararname'nin Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasıyla tamamlanan zincir bir işlemdir. Bakan onayı, bu zincirin sadece bir halkasıdır ve atama sürecini başlatan bir hazırlık işlemi niteliğindedir. Tek başına davacının hukuki durumunda bir değişiklik yaratmaz ve icrai nitelik taşımaz. İdari davaya konu edilebilecek işlem, tüm bu aşamalar tamamlandıktan sonra ortaya çıkan ve hukuki sonuç doğuran nihai atama kararnamesidir. Bu nedenle, sadece müşterek kararname hazırlanmasına yönelik olan Bakan onayı, İYUK m. 14/3-d ve m. 15/1-b uyarınca kesin ve yürütülebilir bir işlem olmadığından davanın reddedilmesi gerekir.