İdari yargının 'hukuka uygunluk denetimi' ile 'yerindelik denetimi yasağı' arasındaki sınırı, İYUK m. 2/2 ve Anayasa m. 125/4 çerçevesinde açıklayınız. İdari yargı merciinin, idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde karar vermesi mümkün müdür?
İdari yargının yetkisi, idari eylem ve işlemlerin 'hukuka uygunluğunun' denetimi ile sınırlıdır. Bu, idari yargının, idarenin bir işlemi tesis ederken kanun, tüzük, yönetmelik gibi hukuk kurallarına ve hukukun genel ilkelerine uyup uymadığını denetlemesi anlamına gelir. 'Yerindelik denetimi yasağı' ise, idari yargının, idarenin yerine geçerek, o işlemin hukuka uygun ama 'akılcı', 'verimli' veya 'doğru' olup olmadığını denetleyememesidir. İYUK m. 2/2'de bu yasak, 'İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.' şeklinde açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, idari yargı bir işlemi hukuka aykırı bulup iptal edebilir, ancak idarenin ne şekilde hareket etmesi gerektiğini belirleyerek onun takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde bir karar veremez. Örneğin, bir atama işlemini iptal edebilir ama 'şu kişiyi ata' şeklinde bir karar veremez.