5237 sayılı TCK'nın 133/3. maddesi, aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin 'hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi' suçunu düzenlemektedir. Bir gazetecinin, kamu yararı bulunan bir konuya ilişkin (örneğin bir yolsuzluk iddiası içeren) ve yasal olmayan bir yolla elde edilmiş bir ses kaydını haber yapması durumunda, 'basın özgürlüğü' ve 'kamu yararı' bu suç açısından bir hukuka uygunluk nedeni oluşturabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112502

Bu durum, 'basın özgürlüğü' ile 'özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği' haklarının çatıştığı karmaşık bir alandır. Kural olarak, hukuka aykırı bir ifşa eylemi suçtur. Ancak, AİHM ve Yargıtay içtihatları, bu tür durumlarda bir 'menfaatler dengesi' testi yapılmasını öngörür. Eğer ifşa edilen konuşma, ciddi bir kamu yararı taşıyan (yolsuzluk, görevi kötüye kullanma, kamu sağlığını tehdit eden bir durum gibi) ve kamunun bilgi edinme hakkı kapsamında kalan bir konuya ilişkinse, basın özgürlüğü üstün tutulabilir ve eylem bir hukuka uygunluk nedeni (Anayasa m. 28 - Basın Hürriyeti, AİHS m. 10 - İfade Özgürlüğü) kapsamında değerlendirilebilir. Bu değerlendirmede; 1) Konunun kamuyu ilgilendirme derecesi, 2) Haberin doğruluğu ve güncelliği, 3) Bilginin başka yollarla elde edilip edilemeyeceği, 4) İfşanın yapılış şekli (orantılılık) gibi kriterler dikkate alınır. Eğer ifşa edilen içerik, kamu yararıyla ilgisi olmayan, tamamen kişisel ve mahrem bir alana dairse, basın özgürlüğü bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmez ve suç oluşur. Sonuç olarak, her somut olayda bu denge testinin yapılması gerekir.