5237 sayılı TCK'da düzenlenen tefecilik suçu (m. 241) ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen 'aşırı yararlanma (gabin)' (TBK m. 28) arasındaki ilişkiyi açıklayınız. Her fahiş faizli borç ilişkisi tefecilik suçunu oluşturur mu?
Hayır, her fahiş faizli borç ilişkisi tefecilik suçunu oluşturmaz. Bu iki kurum arasında önemli farklar vardır: Tefecilik Suçu (TCK m. 241): Bir ceza hukuku normudur. Suçun oluşması için failin 'kazanç elde etmek amacıyla' hareket etmesi ve bu eylemi belirli bir devamlılık veya meslek haline getirmesi (Yargıtay'ın eski içtihatlarına göre) veya en azından bu kastla hareket etmesi gerekir. Kamu düzenini ve ekonomik hayatı korumayı amaçlar. Yaptırımı hapis ve adli para cezasıdır. Aşırı Yararlanma (Gabin - TBK m. 28): Bir borçlar hukuku müessesesidir. Bir sözleşmede, taraflardan birinin diğerinin 'zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden' yararlanarak, edimler arasında açık bir oransızlık yaratması durumunda ortaya çıkar. Tek bir işlemde dahi uygulanabilir. Amacı, iradesi sakatlanan zayıf tarafı korumaktır. Yaptırımı, zarar gören tarafın sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi veya sözleşmenin iptalini istemesidir. Bir borç ilişkisinde, borç verenin, borçlunun zor durumundan faydalanarak fahiş bir faiz oranı belirlemesi gabin oluşturur. Bu eylem, aynı zamanda kazanç elde etme amacıyla yapılıyorsa tefecilik suçunu da oluşturabilir. Yani, bir fiil hem gabin teşkil edip hem de tefecilik suçu olabilir. Ancak, kazanç elde etme kastı veya süreklilik unsuru olmadan, sadece tek bir işlemde zor durumdan faydalanılarak fahiş faiz alınması, tefecilik suçunu değil, sadece gabini oluşturur.