Bir tefecilik davasında, sanık ile borç alan kişi arasında önceden gelen bir ticari ilişki (örneğin mal alım-satımı) bulunması, tefecilik suçunun oluşmasına mutlak olarak engel midir? Mahkeme bu durumu nasıl değerlendirmelidir?
Hayır, mutlak olarak engel değildir. Taraflar arasında önceden var olan bir ticari ilişki, tefecilik suçunun oluşmadığına dair bir karine oluşturabilir, ancak bu çürütülebilir bir karinedir. Mahkeme, bu ticari ilişkinin gerçek mi, yoksa tefecilik faaliyetini gizlemek için kullanılan bir paravan mı olduğunu araştırmalıdır. Değerlendirmede şu hususlar dikkate alınır: 1) Ticari İlişkinin Niteliği ve Sürekliliği: Taraflar arasında gerçekten düzenli ve belgelere dayalı bir ticari faaliyet var mıdır? 2) Alacağın Miktarı ve Ticari Hacim: Takibe konu edilen veya talep edilen alacak miktarı, tarafların arasındaki ticari ilişkinin normal hacmiyle orantılı mıdır? 3) Faiz Uygulaması: Alacağa uygulanan faiz veya vade farkı, ticari teamüllere uygun mudur, yoksa fahiş bir nitelik mi taşımaktadır? 4) Diğer Deliller: Sanığın başka kişilerle de benzer 'ticari görünümlü' ancak özünde faizli borç verme niteliği taşıyan ilişkileri var mıdır? Eğer mahkeme, mevcut ticari ilişkinin, aslında faiz karşılığı borç para verme eylemini gizlemek için kullanıldığına kanaat getirirse, tefecilik suçunun oluştuğuna karar verebilir.