İYUK m. 31 uyarınca, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) idari yargıda uygulanması 'uyuşmazlığın niteliğine uygun düştüğü ölçüde' mümkündür. İdari yargının hangi temel özellikleri, HMK'daki bazı kurumların (örneğin yemin, ikrarın bölünememesi gibi) idari yargıda uygulanmasını engeller?
İdari yargının bazı temel özellikleri, HMK'daki bazı kurumların doğrudan uygulanmasını engeller veya farklı yorumlanmasını gerektirir. Bu özellikler şunlardır: 1) Re'sen Araştırma İlkesi: İdari yargıda hakim, tarafların getirdiği delillerle bağlı olmayıp, maddi gerçeği kendiliğinden araştırabilir (İYUK m. 20). Bu ilke, HMK'daki 'taraflarca getirilme' ilkesiyle çelişir. Bu nedenle, tarafların iradesine sıkı sıkıya bağlı olan 'yemin' delili, idari yargının re'sen araştırma ilkesiyle bağdaşmadığı için uygulanmaz. 2) Kamu Düzeni Mülahazası: İdari davalar, genellikle kamu düzenini ve kamu yararını ilgilendirir. Bu nedenle, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği konularda, HMK'daki 'ikrarın hakimi bağlaması' veya 'davanın kabulü' gibi kurumlar, idari yargıda aynı etkiyi doğurmaz. Mahkeme, idarenin bir vakıayı ikrar etmesine veya davayı kabul etmesine rağmen, işlemi hukuka uygun bulabilir veya aksi yönde araştırma yapabilir. 3) Yazılılık İlkesi: İdari yargılama kural olarak yazılı usule tabidir. Bu da HMK'daki sözlü yargılamaya özgü bazı kuralların uygulanmasını sınırlar. Bu temel farklar nedeniyle, İYUK m. 31'deki atıf, HMK hükümlerinin idari yargının kendine özgü yapısıyla uyumlu olduğu ölçüde geçerlidir.