5237 sayılı TCK'nın 134. maddesi kapsamında, bir kimsenin rızasıyla elde edilmiş bir görüntünün, daha sonra rızası olmaksızın ifşa edilmesi suç oluştururken; aynı rızayla elde edilmiş kişisel bir verinin (örneğin telefon numarası) rızasız olarak başkasına verilmesi hangi suçu oluşturur? Bu iki durum arasındaki fark nedir?
Bu iki durum, TCK'nın özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar bölümündeki farklı suç tiplerini oluşturur. 1) Rızayla Elde Edilmiş Mahrem Görüntünün İfşası: Bu eylem, TCK m. 134/2'de düzenlenen 'Özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa etme' suçunu oluşturur. Burada kanun koyucu, 'görüntü ve ses' gibi özel nitelikli verilerin ifşasını özel bir suç tipi olarak düzenlemiştir. 2) Rızayla Elde Edilmiş Telefon Numarasının Başkasına Verilmesi: Bu eylem ise, TCK m. 136/1'de düzenlenen 'Verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına verme, yayma veya ele geçirme' suçunu oluşturur. Telefon numarası, bir 'görüntü veya ses' değil, genel anlamda bir 'kişisel veri'dir. TCK m. 136, görüntü ve ses dışındaki diğer tüm kişisel verilerin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesini cezalandıran genel bir normdur. Fark, suçun konusundadır. Suçun konusu mahrem bir 'görüntü veya ses' ise özel norm olan TCK m. 134/2; bunun dışındaki bir 'kişisel veri' (adres, telefon, TC kimlik no vb.) ise genel norm olan TCK m. 136 uygulanır.