5271 sayılı CMK'nın 2. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi, 'kovuşturma' evresini nasıl tanımlamaktadır ve bu tanımın, CMK m. 102'deki azami tutukluluk sürelerinin hesaplanmasındaki önemi nedir?
CMK m. 2/1-f'ye göre 'kovuşturma', 'iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi' ifade eder. Bu tanım, azami tutukluluk sürelerinin hesaplanmasında kritik bir öneme sahiptir. CMK m. 102, soruşturma ve kovuşturma evreleri için toplam azami tutukluluk sürelerini belirlemiştir. Kovuşturma evresinin, ilk derece mahkemesi kararının verilmesiyle değil, hükmün 'kesinleşmesiyle' sona erdiğinin kabul edilmesi, istinaf ve temyiz kanun yolu süreçlerinin de kovuşturma evresine dahil olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla, bir sanığın tutukluluğunun CMK m. 102'deki azami süreleri aşıp aşmadığı hesaplanırken, sadece ilk derece mahkemesinde geçen süre değil, dosyanın istinaf veya temyiz incelemesinde olduğu sırada geçen tutukluluk sürelerinin de bu hesaba katılması gerekir. Bu yorum, kişinin özgürlüğünden yoksun kaldığı toplam sürenin makul olup olmadığının bir bütün olarak değerlendirilmesini sağlar ve uzun kanun yolu süreçlerinin belirsiz süreli tutukluluklara yol açmasını engeller. (Bkz: Yargıtay CGK, E. 2011/3-49)