Bir kira sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti davasında, kiracı, kendisinin Ankara'da görevli bir öğretim üyesi olduğunu ve İstanbul'daki bir yalıda hiç oturmadığını iddia etmiştir. Bu iddia, menfi tespit davasında nasıl bir hukuki argüman oluşturur ve ispat açısından nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112449

Bu iddia, menfi tespit davasında, kira sözleşmesinin temel unsurlarından olan 'kiralananın teslimi' ediminin yerine getirilmediği ve dolayısıyla kira ilişkisinin fiilen hiç kurulmadığı yönünde bir hukuki argüman oluşturur. Kira sözleşmesi, kiraya verenin kiralananı kiracının kullanımına hazır bulundurmayı, kiracının da buna karşılık kira bedelini ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir (TBK m. 299). Eğer kiralanan şey, kiracıya hiç teslim edilmemiş ve kiracı tarafından hiç kullanılmamışsa, kiraya verenin asli edim yükümlülüğü yerine getirilmemiş olur. Bu durumda kiracının da kira bedelini ödeme borcu doğmaz. İspat açısından, kiracının (davacının) fiilen başka bir şehirde yaşadığını ve çalıştığını resmi belgelerle (ikametgah, görev yeri belgesi vb.) kanıtlaması, kiralananı hiç kullanmadığına dair güçlü bir karine oluşturur. Bu durumda ispat yükü, kiralananı usulüne uygun olarak teslim ettiğini kanıtlaması gereken davalı kiraya verene geçer. Kiraya veren, anahtar teslim tutanağı gibi belgelerle teslim olgusunu ispatlayamazsa, davacının borçlu olmadığına karar verilebilir.