6100 sayılı HMK'nın 322. maddesinin gerekçesinde, yeni düzenleme ile sulh hukuk mahkemesinin ortaklığın giderilmesi davalarında 'tam olarak görevli olduğu' belirtilmektedir. Bu ifadenin, 1086 sayılı HUMK dönemindeki uygulamadan farkı nedir?
Bu ifade, HMK'nın ortaklığın giderilmesi davalarında getirdiği önemli bir usul değişikliğini vurgular. 1086 sayılı eski HUMK döneminde, ortaklığın giderilmesi davaları sulh hukuk mahkemesinde görülürdü, ancak yargılama sırasında taraflar arasında 'muhdesatın aidiyeti' (örneğin, arazi üzerindeki binanın kime ait olduğu) gibi mülkiyetle ilgili bir uyuşmazlık çıkarsa, sulh hukuk mahkemesi bu konuda karar veremez, bu uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde açılacak ayrı bir davada çözülmesini 'bekletici mesele' yapardı. Bu durum, davaların çok uzamasına neden oluyordu. 6100 sayılı HMK, bu ikili yapıyı kaldırmıştır. Artık, ortaklığın giderilmesi davasına bakan sulh hukuk mahkemesi, dava sırasında ortaya çıkan mülkiyetle ilgili bu tür ön sorunları da kendisi çözerek davayı karara bağlamakla 'tam olarak görevlidir'. Yani, artık ayrı bir dava açılmasına ve bekletici mesele yapılmasına gerek kalmamıştır. Bu, yargılamayı basitleştiren ve hızlandıran önemli bir yeniliktir.