Yargıtay, bir işçinin 'taşeron' mu yoksa 'işçi' mi olduğunun tespitinde hangi kriterleri göz önünde bulundurmaktadır? Davalı işverenin, taşeron olduğunu iddia ettiği kişiyi sigortalı göstermesi bu değerlendirmeyi nasıl etkiler? (Yargıtay 9. HD, Karar: 2016/20636)
Yargıtay, bir kişinin taşeron mu yoksa işçi mi olduğunun tespitinde en temel kriter olarak 'bağımlılık' unsurunu göz önünde bulundurur. Eğer kişi, işini yaparken işverenin emir ve talimatlarına sıkı sıkıya bağlıysa, çalışma saatleri ve şekli işveren tarafından denetleniyorsa, bu bir hizmet (iş) sözleşmesidir ve kişi işçidir. Eğer kişi, işi kendi sorumluluğu altında, işverenin denetiminden ziyade kendi organizasyonu ile yapıyorsa ve sadece işin sonucunu teslim etmekle yükümlüyse, bu bir eser veya alt yüklenici (taşeronluk) sözleşmesidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında, davalı işverenin, taşeron olduğunu iddia ettiği davacıyı SGK'ya 'sigortalı işçi' olarak bildirmiş olması, ilişkinin hizmet akdi olduğuna dair çok güçlü bir karine olarak kabul edilmiştir. Bir işverenin, bağımsız bir yüklenici olan taşeronu kendi işçisi gibi sigortalı göstermesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durum, davalının yazılı bir taşeronluk sözleşmesi sunamaması ve tanık beyanları gibi diğer delillerle birleştiğinde, ilişkinin hizmet akdi olduğu sonucuna varılmasına ve uyuşmazlığın İş Mahkemesinin görevine girdiğine karar verilmesine yol açmıştır.