Bir kira sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiası, HMK m. 203 (eski HUMK m. 293) kapsamında 'usul ve füru, birader ve hemşire veya karı koca ve kayınpeder ve valide ile damat ve gelin arasındaki muameleler'den biri olarak kabul edilerek, senede karşı tanıkla ispat edilebilir mi?
Bu konu tartışmalı olmakla birlikte, genel kural, sözleşmenin tarafının muvazaa iddiasını senede karşı senetle ispat etmesi gerektiğidir. HMK m. 203'te sayılan yakın akrabalar arasındaki hukuki işlemlerin tanıkla ispat edilebileceğine dair kural, genellikle senedin düzenlenmediği veya düzenlenmesinin teamül olmadığı durumlar için bir istisna olarak kabul edilir. Taraflar arasında zaten yazılı bir sözleşme (senet) mevcutsa, bu sözleşmeye karşı yine bir tarafın tanıkla muvazaa iddiasını ispatlaması, 'senede karşı senetle ispat' ana kuralını (HMK m. 201) işlevsiz bırakabilir. Yargıtay, bu tür durumlarda, yakın akrabalık ilişkisini muvazaa iddiasını destekleyen bir emare olarak kabul etmekle birlikte, tek başına tanık dinlenmesi için yeterli görmeyebilir. Özellikle, delil başlangıcı niteliğinde başka bir yazılı belge yoksa, sadece akrabalık ilişkisine dayanarak yazılı bir sözleşmenin aksi tanıkla ispatlanamaz. Ancak, her somut olayın kendi koşullarına göre (tarafların eğitim durumu, sosyal konumu, işlemin niteliği vb.) mahkemenin takdiri önem kazanır. Yine de temel ilke, tarafın muvazaa iddiasını yazılı delille ispatlamasıdır.