TCK m. 132'de düzenlenen 'haberleşmenin gizliliğini ihlal' suçu ile TCK m. 135'teki 'kişisel verilerin kaydedilmesi' suçu, bir telefon görüşmesinin gizlice kaydedilmesi durumunda nasıl bir araya gelebilir ve bu durumda hangi suçtan ceza verilir? (Gerçek içtima mı, fikri içtima mı?)
Bir telefon görüşmesinin gizlice kaydedilmesi eylemi, birden fazla suçun unsurlarını içerebilir. Eylem, iki kişi arasındaki haberleşme içeriğinin rıza dışı kaydedilmesi olduğu için TCK m. 132/1, 2. cümledeki 'haberleşmenin gizliliğini ihlal' suçunu oluşturur. Aynı zamanda, ses kaydı, konuşan kişilerin kimliğini belirlediği ve onlara ilişkin bir bilgi içerdiği için 'kişisel veri' niteliğindedir ve bu verinin kaydedilmesi TCK m. 135'teki 'kişisel verilerin kaydedilmesi' suçunu da oluşturur. Fail, tek bir fiil (kaydetme eylemi) ile birden fazla farklı suç tanımını ihlal etmektedir. Bu durumda, TCK m. 44'te düzenlenen 'farklı neviden fikri içtima' kuralları uygulanır. Bu kurala göre, işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşumuna sebebiyet veren kişi, bunlardan 'en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı' cezalandırılır. TCK m. 132/1'in cezası bir yıldan üç yıla kadar, TCK m. 135/1'in cezası da bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Cezaların alt ve üst sınırları aynı olduğu için, mahkeme somut olayın özelliklerine göre hangi suçun daha ağır olduğunu takdir ederek o suçtan ceza verir. Genellikle bu tür durumlarda, daha özel bir düzenleme olan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan (TCK m. 132) ceza verilmesi eğilimi ağır basmaktadır.