5237 sayılı TCK'nın 133/3. fıkrasında düzenlenen, aleni olmayan konuşmaların 'hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi' suçu ile aynı kanunun 136. maddesindeki 'Verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına verme, yayma veya ele geçirme' suçu arasındaki ilişkiyi, 'genel norm - özel norm' prensibi çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112373

Bu iki suç normu arasında 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi geçerlidir. TCK m. 136, her türlü 'kişisel veriyi' hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirmeyi cezalandıran genel bir norm niteliğindedir. Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi kapsayan geniş bir kavramdır. TCK m. 133/3 ise, bu geniş kavram içinden sadece özel bir veri türünü, yani 'aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri' konu alır. Bu fıkra, sadece bu özel nitelikteki verilerin ifşa edilmesini (yayılmasını) düzenler. Dolayısıyla, TCK m. 133/3, TCK m. 136'ya göre daha özel bir hükümdür. Ceza hukukunda, bir fiil hem genel hem de özel bir norma uyuyorsa, özel norm uygulanır. Bu nedenle, eğer hukuka aykırı olarak ifşa edilen (yayılan) veri, aleni olmayan bir konuşmanın kaydından elde edilmişse, fail TCK m. 136'dan değil, özel norm olan TCK m. 133/3'ten cezalandırılmalıdır. TCK m. 136, bu tür özel normların kapsamı dışında kalan diğer tüm kişisel verilerin (adres, telefon numarası, sağlık bilgisi vb.) yayılması durumunda uygulama alanı bulacaktır.