Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/56 K. sayılı kararında, idari para cezasının idari yönden kesinleşmesinin, genel mahkemelerde menfi tespit davası açmaya engel olmadığı belirtilmiştir. Bu iki dava yolunun görevli mahkeme, dava sebebi ve ispat yükü açısından farklarını açıklayınız.
Bu iki dava yolu arasında görev, sebep ve ispat yükü açısından temel farklar şunlardır: 1) İdari Para Cezasına İtiraz: Görevli Mahkeme: Kural olarak Sulh Ceza Hakimliğidir. Dava Sebebi: Cezanın usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıdır (örneğin, eylemin kabahat oluşturmadığı, cezanın yanlış kişiye kesildiği, usulsüz tebligat yapıldığı). İspat Yükü: Kabahatin işlendiğini ispat yükü, cezayı veren idarenin üzerindedir. 2) Menfi Tespit Davası: Görevli Mahkeme: Kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Dava Sebebi: Borcun esasına ilişkindir. Davacı, icra takibine konu olan alacağın maddi hukuk bakımından borçlusu olmadığını iddia eder (örneğin, 'ben o fiili işlemedim, dolayısıyla borçlu değilim' veya 'cezaya konu işyeri bana ait değil'). İspat Yükü: Menfi tespit davasında, borçlu olmadığının ispatı davacıya (borçluya) aittir. Görüldüğü gibi, ilki idari yaptırım hukukuna, ikincisi ise borçlar ve ispat hukukuna dayanan, amaçları ve usulleri tamamen farklı iki dava yoludur. Biri idari işlemin iptaline, diğeri ise bir borcun var olup olmadığının tespitine yöneliktir.