TCK m. 116/1'de korunan 'konut' kavramı, sadece kişinin sürekli ikamet ettiği yeri mi kapsar? Bir kişinin yazlık olarak kullandığı, yılın belli dönemlerinde kaldığı, eşyalı ve kilitli evi bu suç kapsamında 'konut' sayılır mı? Yargıtay'ın bu konudaki yorumunu açıklayınız. (Yargıtay 2. CD, 2023/177 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112346

Hayır, TCK m. 116 anlamında 'konut' kavramı, Medeni Hukuk'taki 'ikametgah' kavramından daha geniştir ve sadece kişinin sürekli olarak oturduğu yeri kapsamaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına (örn. 2. CD, 2023/177 K.) ve doktrindeki genel kabule göre, bir yerin 'konut' sayılması için, kişinin orayı geçici de olsa oturma, barınma ve yaşamsal faaliyetlerini sürdürme amacıyla kullanması yeterlidir. Kişinin terk etme iradesi göstermediği, zaman zaman gelip kaldığı, içerisinde yaşamını sürdürmeye elverişli eşyaların bulunduğu ve dışarıya karşı (kilitli olmak gibi) korunan yerler de konut sayılır. Dolayısıyla, bir kişinin yazlık olarak kullandığı evi, o an içinde kimse olmasa bile, konut dokunulmazlığı korumasından yararlanır. Önemli olan, o yerin kişinin özel yaşamının geçtiği, huzur ve sükun bulduğu bir mekan olma özelliğini fiilen taşımasıdır. Bu eve rıza dışı girmek, konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturur.