Eşlerden birinin, boşanma davasında delil olarak kullanmak amacıyla, ortak konuta ses kayıt cihazı yerleştirerek diğer eşin telefon konuşmalarını gizlice kaydetmesi eylemi, Yargıtay tarafından hangi gerekçelerle hukuka uygun kabul edilebilmektedir? Bu kabulün sınırları nelerdir? (Yargıtay 12. CD, 2017/4841 K. ve 2019/4463 K.)
Yargıtay, bu tür eylemleri belirli koşullar altında hukuka uygun kabul edebilmektedir. Temel gerekçe, kişinin kendisine ve aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen (örneğin aldatma gibi) ve başka türlü ispatlanması mümkün olmayan haksız bir saldırı karşısında, kaybolma olasılığı bulunan delilleri koruma ve güvence altına alma amacıyla hareket etmesidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin ilgili kararlarında, bu durumda failin 'hukuka aykırı hareket etme bilinciyle (kastıyla) davranmadığı' kabul edilmektedir. Bu kabulün sınırları ise şunlardır: 1) Amaç: Kaydın, boşanma davası gibi meşru bir hukuki süreçte delil olarak kullanılmak amacıyla yapılması gerekir. 2) İfşa Yasağı: Elde edilen bu kayıtların, dava dosyasına sunmak dışında, üçüncü kişilerle paylaşılmaması, ifşa edilmemesi veya dağıtılmaması gerekir. Eğer kayıtlar başkalarıyla paylaşılırsa, bu eylem ayrı bir suç (TCK m. 132/3 veya m. 134/2) oluşturur. 3) Başka Türlü İspat İmkansızlığı: Eylemin, haksız saldırıyı ispatlamanın başka bir yolunun olmadığı ani ve zorunlu bir durumda gerçekleşmesi gerekir. Planlı ve sistematik bir şekilde sürekli kayıt yapmak bu kapsamda değerlendirilmez. Bu şartlar altında yapılan kayıt, ceza hukuku açısından suç oluşturmayabilir.