Bir davanın basit yargılama usulüne (HMK m. 316-322) tabi olması, mahkemenin hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) göz ardı ederek duruşma yapmadan karar verebileceği anlamına gelir mi? Yargıtay'ın bu konudaki genel yaklaşımı nasıldır?
Hayır, bir davanın basit yargılama usulüne tabi olması, mahkemenin kural olarak duruşma yapmadan karar verebileceği anlamına gelmez. HMK m. 320/1, 'mümkün olan hallerde' dosya üzerinden karar verilebileceğini belirtse de, Yargıtay içtihatları bu ifadeyi çok dar yorumlamakta ve hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) ön planda tutmaktadır. Hukuki dinlenilme hakkı, tarafların iddia ve savunmalarını mahkeme önünde sözlü olarak dile getirme, delillerini tartışma ve yargılamaya etkin katılımını içerir. Bu hakkın en temel güvencesi duruşmadır. Yargıtay'a göre (örn. 10. HD, 2014/13473 K.), dosya üzerinden karar verilmesi istisnai bir durumdur ve ancak kanunun açıkça izin verdiği (örneğin ihtiyati haciz, icra mahkemesindeki bazı şikayetler gibi) durumlarda mümkündür. Taraflar arasında çekişmeli olan ve delil değerlendirmesi gerektiren bir davada, basit yargılama usulü de olsa, mahkemenin duruşma açarak tarafları dinlemesi ve delilleri tartışması gerekir. Aksi durum, hukuki dinlenilme hakkının ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlali sayılarak bozma nedeni kabul edilir.