Bir ceza davasında, sanığa atılı suçun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayini gerekirken, mahkemenin bu kurala uymadan yargılamaya devam ederek mahkumiyet hükmü kurması, Yargıtay tarafından nasıl bir bozma nedeni olarak kabul edilir?
Bu durum, Yargıtay tarafından 'mutlak bozma nedenleri' arasında kabul edilen, savunma hakkının esaslı bir şekilde kısıtlanmasıdır. CMK m. 150/3'e göre, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda, şüphelinin veya sanığın müdafii bulunmuyorsa, mahkemenin talebi aranmaksızın bir müdafi görevlendirmesi zorunludur. Bu kurala uyulmadan yargılama yapılması ve hüküm kurulması, CMK m. 289/1-e'de yer alan 'Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması' hükmüne kıyasen, savunma makamının etkin bir şekilde temsil edilmemesi nedeniyle hukuka kesin aykırılık halidir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2011/28 K. sayılı kararına konu olan olayda da olduğu gibi, Yargıtay bu durumda hükmün diğer yönlerini incelemeksizin, sırf bu usuli hata nedeniyle kararı bozar. Bu, adil yargılanma hakkının ve özellikle savunma hakkının vazgeçilmez bir gereğidir.