5271 sayılı CMK m. 308 uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin, Özel Daire tarafından esas hükümle birlikte verilen 'tutukluluğun devamı' kararlarını kapsayıp kapsamadığı hususunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/3-49 E. sayılı kararındaki değerlendirmesi nasıldır? Bu tür kararlara karşı başvurulacak doğru kanun yolu nedir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2011/3-49 E. sayılı kararında, Özel Daire tarafından esas hükümle (örneğin bozma kararıyla) birlikte verilen 'tutukluluğun devamı' kararının, CMK m. 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından itiraz edilebilecek bir 'hüküm' niteliğinde olmadığına karar vermiştir. CGK'ya göre, CMK m. 308'deki olağanüstü itiraz yolu, Yargıtay dairelerinin esasa ilişkin nihai kararlarına karşı öngörülmüştür. Tutukluluğun devamı kararı ise, CMK m. 104 uyarınca her aşamada verilebilen ve niteliği itibarıyla bir 'koruma tedbiri' kararıdır. Bu tür kararlara karşı başvurulacak doğru kanun yolu 'olağan itiraz' yoludur. CMK m. 104/2 ve m. 268/3-e uyarınca, Yargıtay Ceza Dairesi'nin verdiği tutukluluğun devamı kararına karşı, sanık veya müdafii tarafından, kararı veren daireyi numara itibarıyla izleyen ceza dairesine (örneğin 3. Daire kararına karşı 4. Daire'ye) itiraz edilebilir. Dolayısıyla Başsavcılığın olağanüstü itiraz yolu değil, tarafların olağan itiraz yolu işletilmelidir.