Bir kira sözleşmesinde kiraya veren sıfatının, mal sahipliği sıfatı ile aynı kişide toplanması zorunlu mudur? 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun dönemindeki Yargıtay içtihatları ve güncel Borçlar Hukuku prensipleri bu konuda ne söylemektedir?
Hayır, kiraya veren sıfatının mal sahipliği sıfatı ile aynı kişide toplanması zorunlu değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/982, K. 2019/1334 sayılı kararında da atıf yapıldığı üzere, gerek 6570 sayılı mülga Kanun döneminde gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu döneminde Yargıtay'ın istikrarlı uygulaması, kira sözleşmelerinde 'mülkiyet değil, akit esasının' kabul edildiği yönündedir. Bu ilkeye göre, bir kişinin maliki olmadığı bir taşınmazı kiraya vermesi hukuken mümkündür ve bu sözleşme tarafları arasında geçerlidir. Sözleşmeden doğan hak ve borçlar (kira bedelini ödeme borcu ve kiralananı kullanıma hazır bulundurma borcu gibi) kiraya veren ve kiracıya ait olur. Kiracının, kiraya verenin malik olmadığı iddiası, tek başına sözleşmeyi geçersiz kılmaz. Ancak kiracı, gerçek malikin müdahalesi ile kiralananı kullanamaz hale gelirse, Borçlar Kanunu'nun zapta karşı tekeffül hükümlerine (TBK m. 214 vd.) dayanarak kiraya verene karşı haklarını kullanabilir.