Aynı konutta yaşayan eşlerden birinin, diğer eşin bilgisi ve rızası olmaksızın, ancak meşru olmayan bir amaçla (örneğin zina yapmak için) üçüncü bir kişiyi konuta alması durumunda, içeri giren üçüncü kişi ve rıza gösteren eş hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur mu? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını TCK m. 116/3 çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112324

Evet, bu durumda hem içeri giren üçüncü kişi hem de ona rıza gösteren eş hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. TCK m. 116/3, ortak kullanılan konutlarda veya evlilik birliğinde, hak sahiplerinden birinin rızasının suçun oluşmasını engelleyeceğini belirtmiş, ancak bu kurala önemli bir istisna getirmiştir: 'Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.' Yargıtay'ın yerleşik içtihatları (örn. Y2.CD 21.11.2023 T, 2023/19981 E., 2023/7277 K.) ve madde gerekçesi, zina gibi evlilik birliğinin sadakat yükümlülüğünü ihlal eden, diğer eşin onurunu ve ailevi düzeni zedeleyen bir amacın 'meşru' kabul edilemeyeceğini belirtir. Dolayısıyla, zina amacıyla eve girilmesine verilen rıza, hukuken geçerli bir rıza değildir. Bu durumda, içeri giren üçüncü kişi, rızası olmayan diğer eşe karşı konut dokunulmazlığını ihlal suçunun (TCK m. 116/1) faili olur. Onu içeri alan eş ise, bu suça iştirakten (azmettiren veya yardım eden olarak) sorumlu tutulur. Bu, konutun sadece fiziki bir mekan değil, aynı zamanda ailevi huzur ve sükunun korunduğu bir alan olduğu anlayışının bir sonucudur.