5271 sayılı CMK m. 107'de düzenlenen 'tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi' yükümlülüğü ihlal edilirse, bu durum tek başına tutuklama kararının hukuka aykırılığı sonucunu doğurur mu? Bu ihlalin yaptırımı ne olabilir?
CMK m. 107'deki bildirim yükümlülüğünün ihlal edilmesi, tek başına tutuklama kararının kendisini hukuka aykırı hale getirmez. Tutuklama kararının hukuka uygunluğu, CMK m. 100'deki şartların (kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenleri, orantılılık) varlığına bağlıdır. M. 107'deki bildirim, tutuklama kararı verildikten sonra yerine getirilmesi gereken usuli bir yükümlülüktür. Bu yükümlülüğün ihlali, tutuklama kararını geçersiz kılmaz veya kendiliğinden tahliye sebebi oluşturmaz. Ancak bu ihlal, Anayasa'nın 19. maddesi ve AİHS'in 5. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının bir yönünü zedeler. Yaptırımı şunlar olabilir: 1) İhlali gerçekleştiren kamu görevlileri hakkında disiplin soruşturması açılabilir. 2) Bu durum, Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvuruda veya AİHM'de, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının usuli güvencelerinin ihlal edildiği iddiasının bir parçası olarak ileri sürülebilir. 3) Koşulları varsa, bu usuli eksiklikten kaynaklanan bir zarar doğmuşsa, devlet aleyhine tazminat davası açılmasına zemin hazırlayabilir.