TCK m. 241'e göre tefecilik suçu, sadece Türk Lirası ödünç verilmesiyle mi işlenir? Yabancı para veya altın gibi misli şeylerin kazanç karşılığı ödünç verilmesi bu suçu oluşturur mu? Kanundaki 'para' ifadesinin yorumunu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112301

TCK m. 241, '...başkasına ödünç para veren kişi...' ifadesini kullanmaktadır. Bu ifade, suçun konusunun 'para' olduğunu açıkça belirtir. 'Para', kanuna dayalı olarak devlet tarafından tedavüle konulan ve ödeme aracı olarak kullanılan bir metadır. Bu tanıma hem Türk Lirası hem de döviz (dolar, euro vb.) gibi yabancı paralar dahildir. Zira yabancı paralar da tedavül kabiliyetine sahip ödeme araçlarıdır. Dolayısıyla, kazanç elde etme amacıyla döviz ödünç vermek de tefecilik suçunu oluşturur. Ancak, para niteliğinde olmayan altın, gümüş gibi kıymetli madenlerin veya diğer misli malların (örneğin buğday) kazanç karşılığı ödünç verilmesi, TCK m. 241 kapsamındaki tefecilik suçunu oluşturmaz. Çünkü TCK m. 2'deki 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi gereği, suç tanımlarının genişletici yorumlanması ve kıyas yapılması yasaktır. Kanun açıkça 'para' dediği için, para niteliğinde olmayan diğer varlıklar bu suçun konusu olamaz. Bu tür işlemler, koşulları varsa Borçlar Hukuku açısından fahiş faiz gibi nedenlerle batıl sayılabilir, ancak ceza hukuku anlamında tefecilik suçunu oluşturmaz.