Avukatlık Kanunu m. 36'da düzenlenen avukatın sır saklama yükümlülüğünün kapsamı, 5549 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen şüpheli işlem bildirim yükümlülüğü ile nasıl bir çatışma içerisindeydi? AYM bu çatışmada hangi değeri üstün tutmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112292

Avukatlık Kanunu m. 36, avukatların görevleri dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmalarını yasaklayarak geniş kapsamlı bir sır saklama yükümlülüğü getirir. Bu yükümlülük, avukat-müvekkil arasındaki güven ilişkisinin temelidir ve savunma hakkının bir parçasıdır. 5549 sayılı Kanun'un AYM tarafından iptal edilen hükmü ise, avukatları belirli finansal işlemlerde (taşınmaz alım satımı, şirket kurma vb.) 'yükümlü' sayarak, suç geliri aklama şüphesi duydukları işlemleri Mali Suçları Araştırma Kurulu'na (MASAK) bildirmekle zorunlu kılıyordu. Bu iki düzenleme arasında doğrudan bir çatışma vardı: Bir yanda mesleki sırları koruma yükümlülüğü, diğer yanda bu sırları idareye ifşa etme zorunluluğu. Avukat, bir 'muhbir' konumuna indirgeniyordu. Anayasa Mahkemesi, 18.01.2024 tarihli iptal kararında bu çatışmada, Anayasa m. 20'de güvence altına alınan 'özel hayata saygı hakkı' ve bu hakkın bir yansıması olan avukat-müvekkil mahremiyetini üstün tutmuştur. Mahkeme, suçla mücadele amacının meşruiyetini kabul etmekle birlikte, avukatlara getirilen bu yükümlülüğün, mesleğin özüne ve adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan savunma hakkına orantısız bir müdahale olduğuna karar vermiştir.