6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu ve 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu'nda yer alan 'cinsel taciz' ve 'taciz' tanımlarını karşılaştırarak, cinsel taciz eyleminin hukuki çerçevesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112286

Türk hukukunda 'cinsel taciz'in tanımı farklı kanunlarda benzer şekillerde ele alınmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 'cinsel taciz'den bahsetmekle birlikte, doğrudan bir tanım yapmamıştır. Bu boşluk, uluslararası sözleşmeler ve diğer kanunlarla doldurulur. 2002/73/EEC sayılı Avrupa Konseyi Direktifi'nde cinsel taciz, 'insan onurunu ihlal etme amacına yönelen veya bu sonucu doğuran, istenilmeyen, her türlü cinsel nitelikte sözlü, sözlü olmayan veya cinsel nitelikte fiziksel davranış' olarak tanımlanmıştır. 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu'nun 2. maddesinin (j) bendi ise daha geniş bir 'taciz' tanımı yapar: 'Psikolojik ve cinsel türleri de dahil olmak üzere... insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran yıldırıcı, onur kırıcı, aşağılayıcı veya utandırıcı her türlü davranış.' Bu tanımlardan hareketle cinsel taciz; cinsel içerikli şakalar yapma, imalarda bulunma, cinsel içerikli fıkralar anlatma, istenmeyen fiziksel temas, ısrarlı bir şekilde yemeğe veya dışarı çıkmaya davet etme gibi geniş bir yelpazedeki sözlü, sözsüz ve fiziksel davranışları kapsar. Eylemin 'istenmeyen' olması ve mağdurun onurunu zedeleyici bir ortam yaratması temel unsurlardır.