Borçlar Hukukunda muvazaa (danışıklı işlem) kavramını, mutlak ve nispi muvazaa ayrımı yaparak açıklayınız. Muvazaalı bir işlemin taraflar arasındaki hukuki sonucu nedir?
Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm doğurmayacağı konusunda anlaştıkları bir hukuki işlem yapmalarıdır. Muvazaa, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 18. maddesinde ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenmiştir. İki türü vardır: 1) Mutlak (Basit) Muvazaa: Taraflar, gerçekte hiçbir hukuki işlem yapmak istemedikleri halde, sırf üçüncü kişilere karşı bir işlem varmış gibi göstermek için görünürde bir işlem yaparlar. Örneğin, (A)'nın alacaklılarından mal kaçırmak için evini (B)'ye satmış gibi göstermesi. Bu durumda, görünürdeki satış işlemi tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için kesin olarak hükümsüzdür. 2) Nispi (Mevsuf) Muvazaa: Taraflar, gerçekte yapmak istedikleri bir hukuki işlemi (gizli işlem), başka bir hukuki işlemin (görünürdeki işlem) arkasına gizlerler. Örneğin, (A)'nın aslında bağışlamak istediği bir evi, tapuda satış olarak göstermesi. Burada görünürdeki satış işlemi muvazaa nedeniyle kesin hükümsüzdür. Gizli olan bağış işlemi ise, kanunun o işlem için aradığı şekil şartlarına (örneğin bağış için resmi şekil) uyulmuşsa geçerli olabilir. Muvazaalı bir işlemin taraflar arasındaki hukuki sonucu, işlemin kesin hükümsüz olmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/982 sayılı kararında da belirtildiği gibi, muvazaalı bir akit hukuken hiçbir değer taşımaz ve taraflar arasında hiçbir alacak ve borç doğurmaz.