Anayasa Mahkemesi'nin 18.01.2024 tarihli kararıyla, avukatların 5549 sayılı Kanun kapsamında 'yükümlü' sayılarak şüpheli işlem bildiriminde bulunma zorunluluğu getiren düzenlemeyi iptal etmesinin temel gerekçesi nedir? Bu düzenleme hangi temel hakka orantısız bir müdahale olarak görülmüştür?
Anayasa Mahkemesi, ilgili düzenlemeyi (2021/28 E. 2024/11 K. sayılı karar) iptal ederken temel olarak, düzenlemenin Anayasa m. 20'de güvence altına alınan 'özel hayata saygı hakkı'na orantısız bir müdahale teşkil ettiği gerekçesine dayanmıştır. Kararın gerekçeleri şu şekilde özetlenebilir: 1) Avukat-Müvekkil İlişkisinin Niteliği: AYM, avukatlık mesleğinin kamusal yönünü ve adaletin tecellisindeki rolünü vurgulayarak, avukat ile müvekkili arasındaki ilişkinin 'güven' ve 'mahremiyet' temeline dayandığını belirtmiştir. Bu ilişkinin korunması, savunma hakkının etkin kullanımı için zorunludur. 2) Sır Saklama Yükümlülüğü: Avukatın sır saklama yükümlülüğü (Avukatlık Kanunu m. 36), sadece müvekkilin değil, aynı zamanda adalet sisteminin de bir gereğidir. Şüpheli işlem bildirim yükümlülüğü, bu temel ilke ile doğrudan çelişmektedir. 3) Orantısızlık: Düzenlemenin suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele gibi meşru bir amacı olsa da, bu amaca ulaşmak için seçilen aracın (avukatları muhbir konumuna getirmek) orantısız olduğuna karar verilmiştir. Avukatlara, müvekkillerinden edindikleri bilgileri idareye (MASAK) bildirme külfeti yüklenirken, bu bilgilerin mesleki sır kapsamında olup olmadığını denetleyecek bir ara mekanizma veya güvence öngörülmemiştir. Bu durum, avukatlara katlanılamayacak bir külfet yükleyerek özel hayata saygı hakkını demokratik toplumda gerekli olmayan ve ölçüsüz bir şekilde sınırlandırmaktadır. Bu nedenlerle kural iptal edilmiştir.