5271 sayılı CMK m. 306'da düzenlenen 'hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi' (sirayet) ilkesi nedir? Bu ilke uyarınca lehe bozmadan yararlanan ve ilk hükmü temyiz etmemiş olan bir sanık, bozma sonrası yeniden kurulan hükmü temyiz etme hakkına sahip midir? Yargıtay'daki genel kabulü ve aksi yöndeki görüşleri tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #112267

CMK m. 306'daki sirayet ilkesi, bir davada birden fazla sanık varken, sanıklardan sadece birinin veya bir kısmının temyiz yoluna başvurması ve hükmün bu sanıklar lehine bozulması durumunda, bozma nedeninin temyiz etmemiş olan diğer sanıkların durumuna da uygulanabilmesini öngören bir kuraldır. Amacı, benzer hukuki durumdaki sanıklar arasında adaletsiz sonuçlar doğmasını engellemektir. Sirayetten yararlanan ve ilk hükmü temyiz etmemiş bir sanığın, bozma sonrası kurulan yeni hükmü temyiz edip edemeyeceği konusu tartışmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik ve baskın görüşüne göre (örn. CGK, 2022/6-477 E., 2023/224 K.), ilk hükmü temyiz etmeyen sanığın, lehe bozmadan yararlanması ona yeni bir temyiz hakkı vermez. Bu görüşe göre, sanık ilk kararı temyiz etmeyerek kanun yoluna gitmeme iradesini göstermiş, karar onun açısından kesinleşmiştir; sirayet sadece bozmanın lehe sonucundan faydalanmasını sağlar, usuli hakkı canlandırmaz. Azınlıkta kalan ve bazı Yargıtay Dairelerince (örn. 6. CD) benimsenen aksi görüş ise, bozma sonrası kurulan hükmün 'yeni bir hüküm' olduğunu, sanığın bu yeni hükme karşı iradesini henüz ortaya koymadığını, bu hükmün de hatalı olabileceğini ve temyiz hakkının engellenmesinin Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'daki adil yargılanma ve mahkemeye erişim haklarını ihlal edeceğini savunmaktadır. Ancak uygulamadaki genel kabul, temyiz hakkının bulunmadığı yönündedir.