TCK m. 133/3'te düzenlenen 'konuşmaların ifşası' suçu açısından, ifşa edilen verilerin hukuka uygun veya aykırı yöntemlerle elde edilmiş olmasının bir önemi var mıdır? Bu fıkranın uygulanabilmesi için verilerin mutlaka bir ses veya görüntü kaydı şeklinde olması gerekir mi?
TCK m. 133/3'te düzenlenen suçun oluşması için ifşa edilen verilerin elde edilme yönteminin bir önemi yoktur. Önemli olan, aleni olmayan bir konuşmaya ait verilerin 'hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi'dir. Dolayısıyla, CMK m. 140 uyarınca mahkeme kararıyla yasal olarak yapılan bir ortam dinlemesi sonucu elde edilen konuşma içeriklerinin dahi, sonradan yetkisiz kişilerce kamuoyuna sızdırılması veya açıklanması TCK m. 133/3'teki ifşa suçunu oluşturur. Fıkra metni, '...kaydetmek suretiyle elde ettiği verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi...' ifadesini kullanmaktadır. Bu ifade, ifşa edilecek verinin önceden bir şekilde kaydedilmiş olmasını gerektirir. Bu kayıt, ses kaydı, video kaydı, yazılı bir tutanak veya dijital bir metin olabilir. Yani, ifşanın konusunu, kaydedilmiş veriler oluşturur. Doğrudan dinlenip ezberlenen bir konuşmanın bir başkasına aktarılması, bu fıkra kapsamında değil, duruma göre TCK m. 134 (özel hayatın gizliliğinin ihlali) veya TCK m. 136 (verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme) gibi suçlar kapsamında değerlendirilebilir.