Bir kişinin, kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu (örneğin hakaret, tehdit) ispatlamak amacıyla yaptığı gizli ses veya görüntü kaydı hukuka uygun mudur? Yargıtay bu tür durumlarda TCK m. 133 veya m. 134'teki suçların oluştuğunu kabul etmekte midir?
Yargıtay, bu konuda yerleşik bir içtihat geliştirmiştir. Buna göre, bir kişinin kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suçu (hakaret, tehdit, şantaj vb.) belgelemek ve bu delili yetkili makamlara sunmak amacıyla, başka türlü ispat etme imkanı bulunmadığı bir durumda yaptığı gizli ses veya görüntü kaydı hukuka aykırı kabul edilmemektedir. Yargıtay, bu durumda failin hukuka aykırı hareket etme bilinciyle (kast) hareket etmediğini, meşru savunma veya zorunluluk hali benzeri bir durum içinde olduğunu kabul etmektedir (Yargıtay 12. CD, 2014/12706 K.). Bu yaklaşımın temelinde şu mantık yatar: Kişinin, kaybolma olasılığı yüksek olan bir delili güvence altına alarak hakkını koruma amacı, özel hayatın gizliliğini veya iletişim gizliliğini ihlal etme kastının önüne geçmektedir. Ancak bu durumun istisnai olduğu unutulmamalıdır. Eylem, planlı ve sistematik bir şekilde, yeni bir delil elde etme amacıyla yapılıyorsa (örneğin, bir alacağı ispat için sürekli kayıt yapmak), o zaman bu hukuka uygunluk nedeni geçerli olmaz ve suç oluşur (Yargıtay 12. CD, 2014/10220 K.).